YOOtheme
Görme Engelli Üniversitede PDF Yazdır E-posta

Aşağıdaki çalışma "Görme Engelli Öğrenciler" e-mail grubu üyelerine danışılarak yapılmış, açık uçlu sorulara verilen cevaplar derlenerek bir mini klavuz oluşturulmuştur. Bu çalışmanın temelini de, Engelsiz Odtü koordinatörü Sayın Claire Hanım atmış, grubumuzda böyle bir konuda ortaya çıkacak fikirlerin derlenmesini istemişti...

Gökhan Çapanoğlu ve Emre Taşgın

 

***ÇALIŞMA TANITIMI***

 

Bu çalışmada, üniversitede avantaj olarak gördüğünüz veya daha fazla geliştirebileceğiniz, kendinizi daha az yeterli gördüğünüz özelliklerinizi belirtmenizi istiyoruz. Meselâ; "üniversitede bilgisayarı iyi kullanmam bana büyük yarar sağladı. Ancak, keşke bağımsız hareketim de gelişseydi. Çünki, üniversite hayatında bağımsız hareketin önemi her bakımdan çok önemli." gibi...

 

Grubumuz, her yaştan öğrenci ve görme engellilere gönül vermiş kişilere açıktır. Bu bağlamda, gerek lisede, gerekse üniversiteye hazırlanan arkadaşlarımız da, gelecekle ilgili fikirlerinden, hangi konularda biraz sıkıntı yaşadıklarından ve üniversitede nasıl bir ortam hayal ettiklerinden bahsedebilirler. Aynı şekilde, üniversiteyi bitirmiş arkadaşlarımız da, üniversite yıllarında yaşadıklarından yola çıkarak tecrübelerini aktarabilirler.

 

Çalışmayı kısaca Claire Hanım Şöyle Özetliyor: "Görme engelli bir üniversiteye girene kadar ne tur beceri, strateji, yetenek, bilgi veya anlayis gelistirebilir/ gelistirmeli? Sadece total korler degil, aranizda az goren de olur... Üniversiteliler 'keşke önceden ... yapsaydım' diyebilir, veya 'iyi ki önceden .... ögrenmiştim; çünkü çok faydalı oldu' diyebilirler.  Becerilere sahip olanlar da nasil gelistirdiklerini yazabilir.  Örneğin, X bir öğrenci, bağımsız hareket konusunda yazabilir, fakat internet/email konusunda zayif ve oneriye ihtiyacı olabilir."

 

Şu sorulara da cevap aramak istiyoruz:

 

*Bizler, tercih aşamasında, diğer adaylar kadar rehberlik alabiliyor muyuz?

*Tercihlerimizi neye göre yapıyoruz?

*Sonrasını, yani mezun olduktan sonraki iş yaşantımızı ne kadar düşünüyoruz?

*Seçtiğimiz üniversitelerin bizim ikâmet ettiğimiz yerlere yakın olması mı, yoksa ismi mi daha önemli oluyor?

*Engelli danışmanlığı sizce ne kadar etkili olabilir?

*Tercih aşamasında daha iyi yönlendirmelere ihtiyacımız var mı?

 

Bu çalışmaya, yaklaşık olarak 15 kişi katılmıştır. Katılımcılar, üniversite öğrencisi, öğretmen ve üniversiteye hazırlanan/tercih yapan kişilerden oluşuyor.

 

*** GÖRME ENGELLİLER ÜNİVERSİTE SINAVINA NASIL HAZIRLANIYOR ***

 

Bu soruya grubumuzdan bir arkadaşımızın verdiği cevapla açıklamamız uygun olacaktır:

 

“Aslında bu soruyu "imkân" ve "imkânsızlık" kelimeleriyle açıklayabiliriz. Maddî durumu biraz daha elverişli olan arkadaşlarımız, dershanelerden veya özel hocalardan yardım alabiliyor; maddî durumları dershaneye gitmeye veya özel hocalardan ders almaya elverişli olmayan arkadaşlarımız da derneklerin verdikleri derslere katılıyorlar. hatta bu derslere katılma olanağı bulamayan arkadaşlarımız da çeşitli yerlerden edindikleri ders kaynaklarıyla sınava hazırlanmaya çalışıyorlar.”

 

***GÖRME ENGELLİ NEYE GÖRE TERCİH YAPIYOR?***

Üniversite öğrencilerinden bazıları, sistem kurbanı olduklarını, sözel bölümler seçmek zorunda bırakıldıklarından bu bölümleri seçtiklerini söylüyorlar. Üstelik, sözel alanda da bir çok bölümün görsel olduğunu, seçecek pek de fazla bölüm kalmadığını, seçmekten öte mecburiyetten bu bölümü yazdıklarını söyleyenler de var. Bir kısmı ise, gerek dershanelerin, gerekse yakın arkadaşlarının desteğiyle matematik sorununu çözdüklerini ve istedikleri bölümlere yerleşme hususunda bu durumların önemli etken olduğunu belirtiyorlar. İstemeyerek tercih yapan öğrenciler, puanlarının tuttuğu yere yerleşme umuduyla tercihlerini yapıyorlar. Üniversite tercihlerinde ise, genellikle ikamet ettikleri yerlere yakın üniversiteleri tercih ediyorlar. Bazı arkadaşlarımız ise, görme engelli öğrencilerin fazla olduğu üniversiteleri tercih etmek istiyorlar. Ancak, belirli bir üniversitenin belirli bir bölümünü hedefleyenler ve bu hedefi tutturanlar da var. Tercih konusunda ailenin rolü oldukça büyük. Aile, çocuğunu pek de fazla uzak yere yollamak istemiyor. Hatta, ailesinin isteğiyle tercih yapanlar dahi var. Bu arada, öğrencinin başarılı olmasında aile desteğinin önemine vurgu yapılıyor.

 

 ***GÖRME ENGELLİ TERCİH AŞAMASINDA REHBERLİK HİZMETİ ALIYOR MU?***

Bu soruya cevap veren katılımcıların geneli, pek fazla rehberlik hizmeti almadıklarını belirtiyorlar. Bir katılımcı, tercih klavuzunu iyi incelediğini, bir diğeri dershanelerin bu konuda yetersiz olması sebebiyle pek de destek alamadıklarını söylüyor. Ayrıca, dershaneye ya da derneklerin verdiği kurslara katılamayan öğrencilerin durumunun vahim olduğu ve sadece kulaktan dolma bilgilerle tercih yaptıkları da bir gerçek. Hatta, bu konuyu, bu yıl “Görme Engelli Öğrenciler” e-mail grubumuzda da tartışmiş ve üniversitede okuyan tecrübeli arkadaşlarımız, tercih aşamasındaki arkadaşlarımıza bilgimiz doğrultusunda yön vermeye çalışmıştık. Bunda ne kadar başarılı olduk, arkadaşlarımızı ne kadar tatmin edebildik tabiî ki bir muamma…

 

***GÖRME ENGELLİLER TERCİH AŞAMASINDA VE SINAVA HAZIRLANIRKEN NE TÜR SORUNLAR YAŞIYOR?***

Görme engellilerin tercih zamanlarında karşılaştıkları en büyük sorunlardan biri de, puanlarının nasıl hesaplandığı ve puanlarına göre mi, yoksa daha yukarıdan bir yer yazmak mı ikilemini yaşamak. Kulaktan dolma bilgiler şunu söylüyor: Engel durumunuza göre, üniversitelerin engelli kontenjanlarına göre vb. aldığınız puanın üzerinde yerler tercih etmeniz isteniyor. İşin gerçeğini de pek fazla kimse bilmiyor. ÖSYM’den de tatmin edici cevaplar gelmediği gibi, arayanlara da çelişkili cevaplar verilerek kafaların daha da karışmasına neden oluyorlar. Bu durum, sınava hazırlık aşamasında çok etkili oluyor. Öğrenciler, girdikleri deneme sınavlarında seviyelerini kestirmekte zorlanıyorlar. Ayrıca, sınavda da ne tür sorulardan muaf olduklarını tam olarak bilemediklerinden, sınava hazırlık aşamasında muaf oldukları konulara da çalışarak zaman kaybedebiliyorlar. Bu durum, özellikle eşit ağırlık ya da sayısal bölümlerde okuyan öğrenciler için daha zor bir durum oluşturuyor.

 

Yukarıda saydığımız sorunların çözümüne yönelik bir arkadaşımız, ilköğretim ve liselerdeki sorunların daha kolay çözüldüğüne dair bir yorum getirmiş ve üniversitede her kesin görme engellilere bakış açılarının daha farklı olduğuna dikkat çekmiş.

 

***ÖSYM’YE BaĞLI Özürlü öğrenci danışma merkezi OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?***

 

2005 Yılında çıkarılan özürlüler yasası ve buna bağlı yönetmelikler olduğunu biliyoruz. Bunlardan biri de Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma Ve Koordinasyon Yönetmeliği. Şimdi, bizim işimize yarayacak maddeleri sizlerle paylaşalım:

 

Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma Ve Koordinasyon Yönetmeliğinden bazı maddeler:

Özürlü öğrenci danışma merkezi

Madde 6 - (1) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bünyesinde Özürlü
Öğrenci Danışma Merkezi oluşturulur. Merkezin çalışma usul ve esasları
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığınca belirlenir.

Özürlü öğrenci danışma merkezinin görevleri

Madde 7 - (1) Özürlü Öğrenci Danışma Merkezinin görevleri şunlardır:

a) Yükseköğretim programlarında öğrenim görmek isteyen özürlü
öğrencilere öğrenim görebilecekleri program hakkında danışmanlık
yapmak.

b) Üniversitelerin özürlü öğrenciler için açılmış yükseköğretim
programları listesini, Yükseköğretim Kurulu ve yükseköğretim kurumları
ile işbirliği yapmak suretiyle oluşturmak ve Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Sınav Kılavuzuna konu ile ilgili hükümleri koymak.

c) Üniversitelerin doğrudan özürlü öğrenciler için açılmamış ancak
özürlü öğrencilerin özrüne göre öğrenim görebileceği yükseköğretim
programları listesini Yükseköğretim Kurulu ve yükseköğretim kurumları
ile işbirliği yapmak suretiyle oluşturmak.

ç) Özürlü öğrenciler için açılacak yükseköğretim programlarının
belirlenmesinde değerlendirilmek üzere, her yıl yapılan özürlü öğrenci
başvuru listesi ve değerlendirme sonuçlarını Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığına bildirmek.

bu 7. maddenin ilk fıkrası kağıt üzerinde tam da bizim ihtiyaçlarımızı
karşılıyor aslında. ama ne yazık ki yönetmelikte sözü edilen bu
danışmanlık hizmeti sadece yönetmeliğe yazılmakla kalmış durumda. Yani, aslında yukarıda sorduğumuz soruya aldığımız cevaplar konusunda bize sağlanmış bir olanak olmasına rağmen, maalesef bu şartlar uygulama safhasına geçememiş durumda…

Bu konuyu kapatmadan önce, bir arkadaşımızın bu konudaki fikrini buraya eklemekte yarar var:

 

“Yaşça ve deneyimce bizlerden büyük engellerin yaşantılarından yararlanılarak yol gösterici bir danışmanlık hizmetinin yararlı olabileceği muhakkaktır. Her insan kendi grubundan insanı daha iyi anyalacağından dolayı engelli danışmanlıkları yapılırken engellilerden de yardım alınması başarılı bir danışmanlık hizmetini ortaya çıkaracaktır.“

 

***GÖRME ENGELLİ ÜNİVERSİTEDEN MEZUN OLDUKTAN SONRAKİ İŞ YAŞANTISINI NE ŞEKİLDE DÜŞÜNÜYOR?***

 

Görme engelliler, üniversitede okuyup bir mesleğe hakim olmalarına rağmen, varolan sistemin aksaklıklarından dolayı geleceklerine karamsarlıkla bakıyorlar. Günümüzde Birçok görme engelli, mezun olduğu alanla ilgili değil daha çok santral memurluğu v.b. alanlarda görev yapmaya zorlanıyor. Bunun da kuşkusuz en büyük nedenlerinden biri olarak görme engellilere fazla istihtam alanı sağlamamasını söyleyebiliriz. Özellikle kamu kurumlarının açmış olduğu özürlü personel sınavlarında mühendislik v.b. kadrolar açıldığı için görme engellilerin yapabilecekleri meslek alanları kısıtlanıyor.   Bir arkadaşımızın gelecekle ilgili söyledikleri bu konuyu kısaca özetliyor aslında:

 

“Şurada KPSS'ye 10 ay kala, standart sapmanın uygulanıp uygulanmadığı, onca çalışmadan sonra bana gelecek okuyucuların kekeme mi, peltek mi olduğu konusunda zerre kadar bilgim yok ve zaman durmadan akıyor... Zaman akıyor ancak başarmam gerekenlerle aramda nasıl bir mesafe var o konu belirsiz... Biraz karamsar oldu sanırım ama gerçekler böyle...”

 

 

***ÜNİVERSİTEYE UYUM SAĞLAMAK İÇİN NELER YAPMAK GEREKİR?***

 

Tercih döneminde bir üniversiteye yerleşen görme engellinin, bulunduğu üniversiteye ve çevresine bir an önce uyum sağlaması gerekir. Çünkü farklı illerden, farklı sosyal gruplardan, hayata bakış açısı farklı, değişik kişilikte insanlardan oluşan bir topluluğa gelen sınıfta her kes bir uyum süreci geçirir, kendine ait bir arkadaş grubu edinir. Bu, görme engelli için de çok önemlidir. Bu konu çok hassastır. Zira görme engellinin yalnız kalması ve çevreye ayak uyduramama gibi problemlerinin olma riski görenlerden daha fazladır. Bu bağlamda, kbu bölüm, katılımcı arkadaşlarımızın tecrübelerinden yararlanarak bir bilgi birikimi oluşturmuş ve üniversiteye başlayacak arkadaşlarımıza yardımcı olacak bilgilerden oluşan kısa bir klavuz niteliği taşımaktadır.

Bu konuya bir arkadaşımızın pozitif düşüncesiyle başlayalım:

 

“Üniversite ortamına girince özrümden dolayı kendimi diğer arkadaşlarımdan somutlamış olsaydım mutlaka sıkıntılar yaşayacaktım ve okul benim için çekilmez bir mekân olacaktı.”

 

Burada görme engelliye düşen önemli görevler vardır.

 

-Bağımsız Hareket: Üniversite öğrencileri, yetişkinliğin ilk adımına gelmiş gençlerden oluşur. Görme engelli, belki önceki yıllarda arkadaşlarının ve ailesinin yardımları nedeniyle bağımsız hareket konusunu ertelemiş olabilir. Ancak, üniversitede böyle olmayacaktır. Özellikle üniversitenin sosyal aktivitelerinden yararlanmak için bağımsız hareket olmazsa olmazdır. Görme Engelli, bir yere gitmek istediğinde, bir işi olduğunda her an yardım edebilecek insanlar bulamayabilir. Özellikle de yaşının ilerlemesi ve erişkin bir insan olması, görme engelli bireyi böyle durumlarda zora sokacaktır. Tavsiyemiz, kişinin üniversiteye başlamadan önce bağımsız hareket sorununu çözmesidir. Üniversite öğrencisi bir arkadaşımız bu konuda şöyle diyor:

 

“iyi niyetli olduklarından hiç şüphe etmediğim öğrenci arkadaşların beni
her gördüklerinde koluma girmeye çalışmaları ve böylece istemeyerek de
olsa üniversiteyi kendim gezerek tanımamı güçleştirmeleri moralimi
bozuyordu. bu sorunu aşmak için de normalde koluna girdiğim yakın
arkadaşlarla üniversite içinde gezerken bile kollarına girmeyerek
bastonumla yürüdüm, engellilerle ilgili konularda ne yazık ki cahil
bırakılmış pek çok arkadaş benim her zaman yardıma ihtiyacım
olmadığını anlasın diye... bu noktada özellikle üniversiteye
başlayacak olan görme engelli arkadaşlarıma bastonlarını mümkün olduğu
kadar çok kullanmalarını tavsiye ediyorum, böyle yaparlarsa hem
bulundukları ortamı daha kolay tanıyıp kendi işlerini daha rahat
hallederler, hem de körlerle ilgili bilgisizlikten kaynaklanan o
yanlış imajın biraz olsun düzelmesine katkı yapmış olurlar. bağımsız
hareket becerisinin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum
arkadaşlar, bağımsız hareket edemiyor olsaydım, ne öğrenci yurdunda ne
de gören arkadaşlarla tuttuğum evde rahatça yaşayabilir, buralardan
okula gidip gelebilirdim.”

 

Bu konuda, daha önce görme engellilerle muattab olmuş kişilerle karşılaşanlar biraz daha şanslılar. Tıpkı bir üniversite öğrencisi arkadaşımızın, görme engellilerin bulunduğu bir yurtta kalması ve bırakılan iyi imaj neticesinde yurt görevlilerinin ona takınmış oldukları olumlu tavır gibi…

 

 

-Görme Engelliye çevrenin Bakış Açısı: Görme engelli, karşısındaki güçlükleri yeniğ bir şeyler başarmak isteyebilir. Bu zorlu maratonda karşısına birçok engel çıkacaktır. Bu engellerden biri de, öğrenciyi olumsuz yönde etkileyecek olan bulunduğu çevrenin bakış açısıdır. Size acıyan gözle bakan, sizden hiçbir şey beklemeyen insanların varlığı, yaşınız ilerledikçe sizi daha da rahatsız edecektir. Üstelik bu kişilerin bu bakış açılarının aldıkları eğitimle hiçbir alakası olmaması daha da can sıkıcı bir durum oluşturmaktadır. Bir arkadaşımızın yurtta yaşadıkları buna en güzel örnektir:

 

“yeni açılan ve özel bir çalışma odası bile olmayan yurtta çalışmak

için özel bir alan sağlanması yönündeki hem benim, hem de diğer

arkadaşlarımın talepleri kabul edilmediği gibi görme engelli

olduğumdan sessiz bir ortamın benim için hayati önemini hatırlattım

diye "sana imtiyaz tanınamaz" şeklinde tepkiler aldım.”

 

Bir diğer arkadaşımız ise yaşadıklarını ve bu konudaki görüşlerini şöyle ifade ediyor:

 

“Okulsa ilk başlarda tam bir kabustu. Aslında kabus olmasının başlangıcı, dersimize giren (adını vermeyeceğim) bir profesörün bana, "keşke üniversite yerine iş bulsaydın kendine, zaten senin gibi olan öğrencilerim hep okulu yarıda bırakıp çalışmaya başladılar, geçen yıl bir öğrencim vardı, az gören bir kızla evlendi ve çalışıyor..." demesi oldu. Zira sınıfta, tanışma esnasında söylenen bu densiz ifadeler, sınıftakilerin tüm potansiyel olumluluklarını uçurdu biranda. Üstüne üstlük, benden birkaç yıl önce mezun olan bir kör arkadaşın, birkaç hocayla kavga edip sonra da okulu son sınıfta terk etmesi, bana potansiyel bir suçlu gözüyle bakılmasını sağlamıştı. Düşünün, derslerde parmak kaldırıyor her kes, söz alınca dakikalarca saçmalasalar bile hocalar sözlerini kesmiyordu, ama ben kaldırdığım zaman, "buyur, bir şey mi oldu?" tarzından apsürt yaklaşımlar, ya da söz aldığımda "kısa kes, hadi bitir" tarzında, bir üniversite öğrencisine yakışmayacak davranışlarla susturulmak... Bu saçma durum, yaklaşık bir yarıyıl boyunca sürdü. İşin acı tarafı, okulun son senesine gelmişken kavradğım bir şey var, akademik eğitim, insanların köre olan bakışını asla ve asla düzeltmede yeterli olmuyor. Benim bölümünde olan ve onlarca kitabı yayınlanmış hocaların köre bakış açısı, arada bir yanına uğradığım berberden, yurttaki kantinciden, ıvır zıvır aldığım seyar satıcının bakış açısından  çok daha olumsuz. Sanırım bu durum beni ürkütüyor ve derin derin düşündürüyor. Evet, akademik eğitim, onlarca kitabı olmak, prof olmak, köre bir nesneymiş gibi davranmanın önüne geçemiyor. Sırf sınav saatinde vize ya da final olmak istemek, bazı hocalara göre ayrıcalık talebi oldu bazen, çoğu zaman sadece kağıttaki isme bakarak 60 vermek yeterli görüldü... Maalesef benim üniversitemin engellilerle ilgili somut tek bir adımı yok ve Türkiye'de bir iki üniversite dışında hiçbir üniversite de yok...”

 

Birçok katılımcının ortak görüşü; akademisyenlerin, görme engellilerin mezun olduktan sonra devlet tarafından bir işe yerleştidiklerini ya da eğitim okuyanların  görme engellilere hocalık yaptığını düşünmesinin ne kadar vahim bir tablo oluşturduğu.

 

Akademisyenlerin görme engelli öğrencilere bakış açılarını anlatan bir örnekle devam edelim:

 

“Okuldaki ilk sınav zamanlarım. Sınıfta iki görme engelliyiz. İlk sınavımızda bize araştırma görevlileri/gözetmenler yardım ettiler. Biz de gönül rahatlığıyla ertesi gün sınav saatinde yerimize oturduk. Gelen hocamız: “Neden okuyucu bulmadınız? Burada gelenek budur, her kes kendi okuyucusunu bulur” deyince şaşkına döndük. Okulumuzdaki gelenek, dışarıdan, her kesin sınavı olduğu bir dönemde tabiri caizse okutman dilenmekti. Kantinlerden, bahçelerden okuyucu arıyorduk. Sonra bazı çabalarımız sonucu biraz bazı şeyler rayına otursa da tabiî ki istediğimiz gibi değil. Yine bir gün sınava geldim. Gelen gözetmen bütün sınıf önünde aynen şöyle dedi: “Eskiden bir öğrenci vardı, kendisi çalışmaz ve yerine ablasını sınavlara çalıştırır, o sayede sınıfı geçerdi.” Ben de “Görüyorsunuz ya ne bir ablam, ne de bir okuyucum var, benim böyle bir şansım yok” dedim. Ama düşünsenize sınıf önünde nasıl bir imajınız oluyor… Belki de bu görme engellilerin bulundukları ortamda oluşturdukları imajla da ilgili…”

 

Elbetteki sorunlar var. Bunları aşmamız gerekiyor. Bunun için de çok çaba harcamamız gerekiyor. Yoksa arkadaşımızın dediği gibi okul çekilmez olur…

 

-Teknoloji/bilgisayar: Teknoloji günden güne ilerliyor. İnsanların hayatı, teknoloji sayesinde baş döndürücü bir şekilde değişiyor. İnsanoğlu, sosyal yaşantısını, çalışma hayatını, öğrencilik hayatını ve daha birçok alandaki yaşantısını teknolojiye göre ayarlıyor. Peki görme engelliler teknolojiden yararlanabiliyorlar mı?

 

Bundan yaklaşık 15/20 yıl önce üniversite okuyanlar, materyal bulmakta çok güçlükler çektiklerini belirtiyorlar. En önemli kaynakları kuşkusuz derslerde tutmaya çalıştıkları Braille (kabartma yazı) notlar ve arkadaşlarından rica ederek güç bela teybe okuttukları ses kayıt kasetleri. Elbetteki üniversite hayatını bir şekilde bitirip başarılı şekilde iş yaşantısına atılmış görme engelliler bulunmakta. Peki ya bu gün?

 

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte görme engelliler de bundan nasibini aldı. Görme engelli teknolojisi de baş döndürücü bir şekilde gelişmeye başladı. Önce dos sistemlerini okuyabilen bir ekran okuyucu, ardından windows’un yaygınlaşmasıyla gelişen ekran okuyucuları ve buna bağlı olarak bazı programlar görme engellilerin işine oldukça yarıyor. Örneğin; en zor durum olan fotokopi okutmanın yerini scaner (tarayıcı) aldı. Artık, bilgisayar çıktıları  tarayıcı sayesinde görme engellilere sunuluyor. İnternette araştırma yapmak ve aranılan bilgiye daha kolay ulaşmak gerçekten büyük nimet. Ayrıca, görme engellilere hizmet veren kütüphanelerin artması ve eskiye nazaran daha profesyonelce çalışmaları da kuşkusuz çok önemli. Görme engelli bir öğretmenin söylediklerine bir göz atalım:

 

“ben bilgisayarı malesef göreve başladıktan sonra yani 2003 yılından itibaren

kullanmaktayım.  şu anda ilk öğretim 4. sınıftan itibaren öğrenciler en azından bilgisayarla okulları aracılığıyla tanışıyorlar. bizim evde de 99 dan beri bilgisayar vardı ancak böyle bir eğitim alıp kullandığımız jaws v.s programlar hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığımdan bilgisayar üzerine eğilmedim.  ancak şu an görüyorum ki bilgisayar bize çok fayda sağlıyor.

o yıllarda ders notlarını dersleri düzenli takip ederek anladıklarımdan yola çıkarak elimden geldiğince kendim tutmaya çalışırdım ve şimdi de öğrencilerime not tutma alışkanlığının önemini elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum. elimdeki notlarımın yeterli olmadığı durumlarda arkadaşlarım teyp kasetlerine okuyorlardı ve bu şekilde çalışıyordum.

ancak üzülerek söylüyorum ki şu an kitap sevenler.com, turgok.org, getem.boun.edu.tr gibi siteleri öğrencilerime tavsiye ettiğimde pek çok kişinin özürlü raporlarını gereken numaralara

fakslamayı bile bir zorluk saydıklarını görüyorum.”

 

Öğretmenimizin son cümlesi ne kadar da acı… Önceden kaynak bulma sıkıntısına rağmen başarılı yerlere gelen görme engellilerin bulunmasına rağmen şimdi görme engellilerin başarı oranlarının düşmesi vahim bir tablo oluşturuyor. Bunda kuşkusuz temel eğitimin kalitesinin düşmesi oldukça önemli. Buna bağlı olarak da tembel bir nesil yetişmiyor mu?

 

Özellikle çeşitli dillerde ortaya çıkan ekran okuyucu programlar, yabancı dil öğretiminde de etkisini gösteriyor. Braille (kabartma yazı) kaynak olmadan yabancı dil öğrenmekte güçlük çeken görme engellinin imdadına bilgisayar teknolojisi yetişiyor. Bu sayede yabancı kaynaklara ulaşmak bir hayli kolaylaşmaya başladı. Ancak, hâla bir e-mail gönderip alamayan, bilgisayar konusunda biraz yetersiz insanların olması da gerçekten kötü bir tablo. Elbetteki çeşitli etkenler bunda rol oynasa da, artık bilgiye ulaşmak şüphesiz eskisinden daha kolay. Bütün katılımcılar, bilgisayarın önemine vurgu yaparak, yeni üniversiteye girecek görme engellilere bu konuda kendilerini geliştirmelerini tavsiye ediyorlar.

 

-Sosyal Yaşam: Bu konunun başlangıcında uyum sürecine vurgu yapmıştık. Görme engellinin bulunduğu çevreye uyum sağlayabilmesi çok önemlidir. Bunda, davranışlarından hal ve hareketlerine, özel yeteneklerinden konuşmalarına kadar birçok etken rol oynamaktadır.

 

Bir arkadaşımız, geçmişte ut çalmasını bilmesinin üniversite yıllarında çok işine yaradığını söylüyor. Bunun gibi, o an konuşulan konuda dişe dokunur fikirlerinizle dikkatleri çekebilirsiniz. Kuşkusuz çevreye ayak uydurmanızda en önemli yapacağınız şey özgüveninizin güçlü olması. Yani bir arkadaşımızın dediği gibi; hiçbir zaman ben yapamam, ben edemem demeyeceksiniz.

 

Yukarıda bahsetmeye çalıştığımız konular tamamen “görme engelli öğrenciler” e-mail grubu üyelerine danışılarak hazırlanmıştır. Elbetteki eksiklerimiz ya da farklı görüşte olan kişiler bulunacaktır. Ancak bizler, hem üniversitedeki sorunlarının çözümünde yardıma ihtiyacı olan arkadaşlarımıza, hem de üniversiteye yeni başlayacak olan arkadaşlarımıza bu yazının bir klavuz niteliği taşımasını arzu ediyoruz. Yazımızın sonunda, yukarıda bahsetmiş olduğumuz görme engellilere rehberlik alanında konuya paralel olarak bazı maddelerini yayınladığımız Yükseköğretim Kurumları Özürlüler Danışma Ve Koordinasyon Yönetmeliğinin, üniversite öğrencileri için de ayrılmış maddeleri bulunmakta. Bilgilendirme amacıyla, bu maddeleri de aşağıya aktarıyoruz. Bir an önce maddelerin hayata geçmesi dileğiyle…

 

şimdi gelin bir de şu maddeye göz atalım:

Madde 9 - (1) Yükseköğretim kurumları özürlü öğrenci biriminin
görevleri şunlardır:

a) Yükseköğretim programlarına kaydı yapılan özürlü öğrencilerin
öğrenimlerini sürdürdükleri sırada ihtiyaçlarını karşılamak ve
karşılaşabilecekleri engelleri ve bunlara karşı alınması gereken
önlemleri belirlemek ve ortadan kaldırmak için çözüm önerileri sunmak,
gerekli düzenlemeleri yapmak.

b) Özürlü olan üniversite öğrencilerinin akademik, fiziksel,
psikolojik ve sosyal yaşamlarını engellemeyecek biçimde öğretim
programlarını düzenlemek için hem özürlü öğrencinin devam ettiği
eğitim ortamının düzenlenmesini sağlamak hem de özürlülere yönelik
araç gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere
uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanması
konularında kararlar almak.

c) Yükseköğrenim düzeyindeki öğrenci ve öğretim görevlilerine yönelik
yayın faaliyetlerinde bulunmak, öğretim görevlilerine özür ve
özürlüyü, bunun getirdiği sınırlılıkları ve yapılması gereken
düzenlemeleri anlatan bilgi veren doküman hazırlamak, bilinç düzeyini
arttırmak, ilgililere danışmanlık hizmeti vermek, gerektiği durumlarda
hizmet içi eğitim sağlamak.

ç) Bu konularda program ve projeler geliştirmek.

d) Birimin çalışma programını hazırlamak, yürütmek, yıllık bütçe
tasarısı ve yıllık faaliyet raporunu hazırlayıp bağlı bulunduğu rektör
yardımcısına sunmak.

e) Seminerler, konferans ve benzeri faaliyetler düzenlemek.

f) Yükseköğretim kurumları özürlü öğrenci biriminin görev ve faaliyet
alanına giren konularda konunun taraflarına yönelik yayın, doküman ve
bilgilerin yer aldığı, üniversitelerde okuyan özürlü öğrencilerin
sorunlarını ve isteklerini dilek getirmelerine olanak sağlayan, ilgili
birimle iletişimine de imkan veren bir web sitesi oluşturmak.

g) Aldığı kararlar ve belirlediği stratejilerin  uygulanmasını denetlemek.

ğ) Maddi güçlüğü bulunan özürlü öğrencilerin yardımcı araç
gereçlerinin ücretsiz temini yönünde çalışmalarda bulunmak.

h) Özürlülerle ilgili ders ve eğitim programlarının yükseköğretim
kurumlarının lisans programlarına alınması yönünde karar alıp,
uygulanmasını sağlamak.

ı) Bütün öğrencilerin adil ve doğru bir şekilde ölçme ve
değerlendirmeye tabi tutulması, fırsat eşitliğini sağlamak ve eğitim
sürecini engelli öğrenciler için de anlamlı hale getirmek için; özürlü
öğrencinin sınavla ilgili süre, mekan, materyal, refakatçi ve özrün
doğasından kaynaklanan farklılıklara göre alınacak gerekli tedbirleri
almak, düzenlemeleri yapmak.

i) İstihdam olanakları ve mesleklere ilişkin bilgilendirme yapan
bilgilendirici kitaplar hazırlayarak/hazırlattırarak bunların özürlü
öğrencilere ulaştırılmasını sağlamak.

j) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına bildirilmek
üzere, Öğrenci Seçme Sınavı başvuruları öncesinde özürlü öğrencilerin
öğrenim görebileceği yükseköğretim programları ile ilgili  rapor
hazırlamak.


Not: Eğer yönetmeliğin tamamını okumak istiyorsanız, aşağıdaki linkten indirebilirsiniz…

 

http://s1.dosya.tc/_rl_lerDan__maVeKoordinasyonY_netmeli_i.txt.html

 

Görme Engelli Öğrenciler Grup Yönetimi: Gökhan Çapanoğlu (Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği öğrencisi)


Emre Taşgın (Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Öğrencisi)

 

Web:  http://groups.google.com.tr/group/gormeengelli-ogrenciler?hl=tr 

 

 
< Önceki   Sonraki >